İçeriğe geç

İranda okunur mu ?

Hoş geldiniz! Bu yazımızda “İranda okunur mu” konusu hakkında merak edilen detaylara birlikte göz atacağız.

İranda okunur mu? İzmir’de Başlayan ve Bir Anda Felsefeye Evrilen Sıradan Bir Soru

Benzer Bir Yazı: İranda ne yasak ?

İzmir’de 25 yaşında biri olarak gün içinde normalde çok sıradan şeyler düşünmem gerekiyor: “Akşam ne yesek?”, “Kombi kapalı mı?”, “Telefonu şarja taktım mı?” gibi hayati sorular…

Ama benim beynim sağ olsun, asla bu kadar basit çalışmıyor. Bir gün yine Kordon’da otururken, hafif rüzgâr yüzüme vururken bir anda içimde şu soru belirdi: İranda okunur mu?

Bunu sanki biri kulağıma fısıldamış gibi düşündüm. Sonra kendi kendime baktım:

“Sen İzmir’de simit + çay kombinasyonunu bile bazen zor yönetiyorsun, İran nereden çıktı?”

Ama işte beyin… boş bırakmaya gelmiyor.

İzmir’den dünyaya açılan gereksiz ama derin kapılar

Benim zihnimde her küçük soru bir Netflix dizisine dönüşüyor. “İranda okunur mu?” sorusu da bir anda uluslararası eğitim belgeseline bağlandı.

Mesela sahne şöyle gelişiyor:

Ben otobüsteyim. Camdan dışarı bakıyorum. Karşımdaki abi telefonla konuşuyor:

— “Abi işte yetiştiremedim projeyi…”

Ben içimden:

“Acaba İran’da üniversite okumak nasıl?”

Sonra beynim hemen ikinci sahneye geçiyor:

“Bir kampüs… farklı bir ülke… farklı bir dil… ben orada ne yaparım?”

Gerçeklik kontrolü:

“Sen İzmir’de marketten yanlışlıkla 2 kilo soğan alan adamsın, sakin ol.”

Ama soru gitmiyor: İranda okunur mu?

Arkadaş ortamında akademik kriz çıkarmak

Geçen gün arkadaşlarla kahve içiyoruz. Konu tamamen alakasız: futbol, diziler, “kim çayı daha açık içer” tartışması…

Ben bir anda araya girdim:

— “İran’da üniversite okunur mu ya?”

Masada 3 saniyelik sessizlik.

Arkadaşlardan biri:

— “Sen nereden geliyorsun bu sorulara?”

Diğeri:

— “Abi biz daha finali geçemedik, sen ülke değiştiriyorsun.”

Ben:

— “Ya merak işte…”

İç sesim:

“Bu merak değil, bu direkt kaçış planı.”

Ama yine de kafam çalışmaya devam ediyor: İranda okunur mu?

İç sesle yapılan akademik mülakat

Bazen kendi kendime ciddi ciddi konuşuyorum. Sanki içimde bir danışman var.

Ben:

“İran’da okumak zor mu?”

İç ses:

“Sen sabah 9 dersine bile zor kalkıyorsun.”

Ben:

“Peki dil problemi?”

İç ses:

“Sen İngilizce altyazısız dizi izlerken 5 dakikada pes ediyorsun.”

Ben:

“Peki kültür?”

İç ses:

“Sen yeni kahveci açılınca bile menüye 10 dakika bakıyorsun.”

Ama yine de soru bitmiyor: İranda okunur mu?

İzmir kafasıyla İran hayali kurmak

İzmir’de büyümüş biri olarak dünya algım biraz “deniz + güneş + gevşek tempo” üzerine kurulu. O yüzden İran gibi bir ülkeyi düşününce beynim otomatik olarak belgesel moduna geçiyor.

Hayal ediyorum:

Bir üniversite kampüsü…

Farklı diller…

Yoğun bir akademik atmosfer…

Sonra kendimi orada görüyorum:

Elimde defter var ama içimde şu ses:

“Acaba kantinde menemen var mı?”

İşte bu yüzden İranda okunur mu sorusu benim kafamda sadece akademik değil, aynı zamanda tamamen varoluşsal bir meseleye dönüşüyor.

Gerçekler ve hayallerin çarpıştığı yer

Bir noktada durup şunu fark ediyorum: Ben aslında “İranda okunur mu?” sorusunu sorarken eğitim kalitesinden çok kendi kafa yapımı test ediyorum.

Çünkü dürüst olayım:

Benim için “okumak” bazen ders değil, hayatta kalma becerisi gibi.

Mesela:

— Sabah erken kalkabilecek miyim?

— Yeni bir ülkeye adapte olabilir miyim?

— Kantinde ne yiyeceğim?

Bunlar benim akademik kriterlerim.

Ama işin gerçeği şu: İran’da da birçok üniversite ve akademik program bulunur ve uluslararası öğrenciler için çeşitli imkanlar vardır. Ama benim zihnim bunu bile bir sitcom sahnesine çeviriyor.

Yurt dışı hayali kurarken gerçekçi olmayan ben

Bir gün kendimi şöyle hayal ettim:

“İran’da öğrenciyim. Kampüste yürüyüş yapıyorum. Kitaplarım elimde…”

Sonra gerçek ben araya giriyor:

“Sen evde kitap okurken 2 sayfa sonra telefona bakıyorsun.”

Hayali ben:

“Disiplinli bir hayat kurdum.”

Gerçek ben:

“Sen alarmı 5 kez erteleyen adamsın.”

Ve yine soru:

İranda okunur mu?

Ama bu soru artık sadece ülke değil, karakter sorusu gibi.

Mini diyalog: karar anı

Ben:

“Belki yurt dışında okumak iyi olur…”

Arkadaş:

“Tamam güzel fikir, nereye?”

Ben:

“İran olabilir mi?”

Arkadaş:

“Sen önce sabah kahvaltı yapmayı öğren.”

Haklı bir tokat gibi.

Ama iç sesim hâlâ inatçı:

“Olabilir aslında…”

Ben:

“Ne olabilir?”

İç ses:

“Her şey.”

Ben:

“Abartma.”

İç ses:

“Sen de az abart.”

Günlük hayatın küçük akademik kaçışları

Ben aslında fark ettim ki bu tarz sorular benim zihinsel kaçış yöntemim.

Mesela:

— Ders çalışmam lazım → “İranda okunur mu?”

— İşe odaklanmam lazım → “Acaba farklı ülkede yaşasam?”

— Erken yatmam lazım → “Dünya hakkında düşünceler”

Yani benim beyin sürekli “mevcut hayat + alternatif evrenler” arasında gidip geliyor.

İzmir’de güneş batarken bile ben:

“Acaba başka ülkede bu saat kaç?”

Kültür farkı düşünmenin komik tarafı

İnsan bilmediği bir ülkeyi düşününce beyninde otomatik bir “film sahnesi oluşturma sistemi” devreye giriyor.

Benim versiyon:

İran = ciddi akademik ortam + farklı kültür + bilinmezlik + merak

Ama aynı zamanda:

Ben = şaşkın öğrenci + sürekli yanlış yapan ama gülmeye devam eden karakter

İşte bu yüzden İranda okunur mu sorusu aslında sadece eğitim değil, uyum meselesine de dönüşüyor.

İç sesin final konuşması

Bir noktada iç sesim şöyle diyor:

“Sen aslında nereye gidersen git, önce kendini götürüyorsun.”

Ben:

“Bu ne demek şimdi?”

İç ses:

“İzmir’de de olsan, İran’da da olsan, önce sen varsın.”

Biraz susuyorum.

Sonra tekrar:

“Peki İran’da okunur mu?”

İç ses:

“Orasını sistem değil, sen belirlersin.”

Ve ben yine susuyorum.

Son sahne: Kordon’da kapanış düşüncesi

Akşam oluyor. İzmir Kordon’da yürürken deniz hafif dalgalı. İnsanlar sohbet ediyor, kahkahalar var.

Ben içimden geçiriyorum:

“Hayat bazen çok basit, bazen de insanın kafası gereksiz yere çok karışık.”

Sonra o soru yine geliyor:

İranda okunur mu?

Ama bu kez cevap aramıyorum.

Çünkü fark ediyorum ki mesele ülke değil, mesele insanın kendi içindeki merak, korku ve hayal karışımı.

Ve belki de en komik şey şu:

Ben hâlâ İzmir’de yürürken bile dünyayı kafamda yeniden tasarlamaya devam ediyorum.

Değerli Ayanperde okurları, “İranda okunur mu” hakkındaki bu içeriğimizin sonuna ulaştınız. Umarız faydalı olmuştur!

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

şişli escort ,
https://yurek.com.tr https://buru.com.tr https://bocu.com.tr Sitemap
ilbet canlı maç izle