İçeriğe geç

Gübre yutulursa ne olur ?

Gübre Yutulursa Ne Olur? O Gün Ablamın Gözlerine Bakamadım

Bunu da Okuyun: Akciğer kapanması neden olur ?

Kayseri’de yaşayan biriyseniz toprağın kokusunu bilirsiniz. Özellikle ilkbaharda, sabahın erken saatlerinde bağların arasından geçen rüzgârın içinde bir şey vardır. İnsan geçmişini düşünür. Çocukluğunu hatırlar. Ben de hep öyle oluyorum. Yirmi beş yaşındayım ama bazı günler hâlâ kendimi çocuk gibi hissediyorum. Özellikle korktuğum zamanlarda.

Bu yazıyı yazarken odamın camı hafif aralık. Dışarıdan serin hava giriyor. Annem mutfakta çay koyuyor. Her şey sakin görünüyor ama içimde günlerdir geçmeyen bir ağırlık var. Çünkü geçen hafta yaşanan o olay hâlâ gözümün önünden gitmiyor.

Ve o gün ilk kez kendi kendime yüksek sesle şunu sordum:

“Gübre yutulursa ne olur?”

Bağ Evindeki Sessizlik

Geçen cumartesi dayımlara gitmiştik. Kayseri’nin biraz dışında, küçük bir bağ evi vardı. Çocukluğumun yarısı orada geçti zaten. Bahçede eski bir çeşme, kenarda paslanmış bidonlar, toprak kokusu… İnsan oraya gidince şehirdeki bütün gürültüyü unutuyor.

Ama o gün içimde tarif edemediğim bir huzursuzluk vardı.

Kuzenim Emir de oradaydı. Daha altı yaşında. Sürekli soru soran, yerinde duramayan çocuklardan biri. Ben onu çok severim. Bazen çocukların dünyasına bakınca kendi hayatımın ne kadar yorucu olduğunu düşünüyorum.

Öğleden sonra herkes içerideydi. Ben dışarı çıkıp biraz tek başıma oturmak istedim. Son zamanlarda bunu çok yapıyorum. İnsan bazen kendi sesini bile duymak istemiyor.

Tam o sırada Emir’in ağladığını duydum.

Önce normal bir şey sandım. Dizini falan vurdu herhalde diye düşündüm. Ama sonra dayımın sesi yükseldi.

“Emir ne içtin sen?!”

O an içime bir korku düştü. Gerçekten tarif edemem. Koşarak yanlarına gittim.

Yerde açık bir paket duruyordu. Gübreydi.

Bir Anda Herkesin Yüzü Değişti

Çocuk bazen neyin tehlikeli olduğunu anlamıyor. Renkli paket görünce şeker sanmış galiba. Çok az miktarda ağzına almış ama yine de herkes panik oldu.

Annemin yüzü bembeyaz kesildi.

Ben o an donup kaldım. Çünkü zihnimde sadece tek bir soru dönüyordu:

“Gübre yutulursa ne olur?”

Telefon açıldı. Apar topar hastaneye gitmeye karar verdik. Emir ağlıyor, yengem ağlıyor, dayım sinirden titriyordu. Ben arka koltukta Emir’in yanında oturdum. Küçük elleri titriyordu.

Hayatta bazı anlar vardır ya… Dakikalar geçmez.

İşte o araba yolculuğu öyleydi.

İnsan En Çok Çaresiz Kalınca Yoruluyor

Hastane yolunda Emir sürekli “Ben ölecek miyim?” diye sordu.

O cümle hâlâ kulağımda.

Altı yaşındaki bir çocuğun bunu sorması insanın içini paramparça ediyor. O an boğazım düğümlendi. Güçlü görünmeye çalıştım ama gözlerim doldu.

“Yok oğlum,” dedim. “Bir şey olmayacak.”

Ama içimde korkunç bir korku vardı.

Çünkü bazı gübre türleri gerçekten zehirli olabiliyor. İçeriğindeki kimyasallar mideyi yakabiliyor, bulantı, kusma, baş dönmesi yapabiliyor. Özellikle çocuklarda durum daha ciddi olabiliyor. Hastanede doktor da bunu söyledi zaten.

Ben o koridorda otururken kendi kalp sesimi duyuyordum resmen.

Bekleme Salonunda Geçmeyen Saatler

Hastanelerin kokusu bana hep yalnızlığı hatırlatıyor.

Beyaz ışıklar, sessiz insanlar, plastik sandalyeler…

Emir içeri alındığında hepimiz dışarıda kaldık. Yengem dua ediyordu. Dayım başını ellerinin arasına almıştı. Ben ise koridorun sonundaki pencereye bakıyordum.

Dışarıda hava kararmaya başlamıştı.

O an içimde çok tuhaf şeyler hissettim. İnsan sevdiği birini kaybetme ihtimalini düşününce hayatın ne kadar kırılgan olduğunu fark ediyor.

Ben son zamanlarda kendi hayatıma bile yetişemiyorum zaten. İş stresi, gelecek kaygısı, maddi problemler… Bazen geceleri uyuyamıyorum. Ama o gün anladım ki insanın sevdiği biri nefes alsın yeter.

Gerisi gerçekten boş.

Doktorun Söyledikleri

Yaklaşık kırk dakika sonra doktor çıktı.

Hayatım boyunca kırk dakikanın bu kadar uzun sürdüğünü hatırlamıyorum.

Doktor sakin konuşuyordu. Neyse ki Emir çok fazla yutmamış. Midesi temizlenmişti. Bir süre gözlem altında tutulacaktı.

O an hepimiz aynı anda nefes aldık sanki.

Ama doktor özellikle şunu söyledi:

“Tarım ilaçları ve gübreler çocukların ulaşamayacağı yerde tutulmalı. Bazıları ciddi zehirlenmelere neden olabilir.”

Bunu duyunca içim ürperdi.

Çünkü Anadolu’da büyüyen çoğu insan bilir… Böyle şeyler bazen önemsenmiyor. Bidonlar köşeye bırakılıyor, paketler açık kalıyor. Kimse kötü bir şey olacağını düşünmüyor.

Ta ki olana kadar.

Kendimi Suçlu Hissettim

O gece eve döndüğümüzde uyuyamadım.

Sürekli aynı şeyi düşündüm:

“Ben dışarıda olsaydım bunu fark eder miydim?”

İnsan bazı olaylardan sonra kendini gereksiz yere suçluyor. Belki benim suçum değildi ama yine de içimde bir ağırlık kaldı.

Defterimi açıp uzun uzun yazdım o gece.

Ben zaten çocukluğumdan beri günlük tutuyorum. İçimde ne varsa yazıyorum. Çünkü yazmazsam boğulacakmışım gibi hissediyorum.

O sayfaya şunu yazmışım:

“Hayat bazen bir çocuğun ağzına aldığı küçücük bir şey kadar ince bir çizgide duruyor.”

Sabah okuyunca tekrar ağladım.

Gübre Yutulursa Ne Olur? Öğrendiğim Gerçekler

O olaydan sonra araştırdım. Çünkü insan korkunca öğrenmek istiyor.

Bazı gübreler mide bulantısı, kusma, karın ağrısı yapabiliyor. Kimyasal içeriğine göre ağızda yanma, nefes darlığı ya da ciddi zehirlenmeler de görülebiliyor. Özellikle sıvı ve yoğun kimyasal içeren ürünler çok daha tehlikeli olabiliyor.

En önemlisi ise şunu öğrendim:

Kendi başına müdahale etmeye çalışmak bazen durumu kötüleştirebiliyor. Böyle bir durumda hemen sağlık kuruluşuna başvurmak gerekiyor.

Ama bu bilgilerin hepsinden daha ağır gelen şey şu oldu bana:

Bir anlık ihmal bazen ömür boyu unutulmayan bir korkuya dönüşebiliyor.

Emir’in Bana Söylediği Şey

Ertesi gün Emir’i gördüğümde iyiydi. Yüzü normale dönmüştü. Bahçede top oynuyordu.

Ben onu görünce rahatladım ama içimde hâlâ dünün izi vardı.

Sonra yanıma gelip sessizce şunu dedi:

“Abi ben seni korkuttum mu?”

İşte o an gerçekten dayanamayıp sarıldım ona.

“Çok korktum,” dedim.

İnsan bazen sevgisini belli etmeyi erteliyor. Sanki herkes hep yanında kalacakmış gibi davranıyoruz. Ama hayat öyle değil.

O gün bunu çok sert öğrendim.

Kayseri Akşamları ve İçimde Kalan His

Şimdi bu satırları yazarken dışarıda akşam olmuş. Kayseri’nin o serin gecelerinden biri işte.

Uzaktan araba sesleri geliyor.

Çayım soğumuş.

Ama içimde hâlâ aynı duygu var: şükür.

Çünkü bazen kötü bir olay insanı uyandırıyor. Hayatın kıymetini hatırlatıyor. Sevdiklerinin yüzüne biraz daha dikkatli bakıyorsun.

Ben son zamanlarda çok yorulmuştum. Geleceği düşünmekten bugünü yaşamayı unutuyordum galiba.

Ama Emir’in korkmuş gözleri bana şunu öğretti:

İnsan bazen sadece “iyi ki yaşıyoruz” diyebilmeli.

Bir Daha Asla Unutmayacağım

“Gübre yutulursa ne olur?” sorusunu artık sadece internetten aratılan bir cümle gibi düşünemiyorum.

Benim için artık bir hastane koridoru demek.

Titreyen küçük eller demek.

Annemin ağlamaklı sesi demek.

Bir çocuğun “Ölecek miyim?” diye sorması demek.

Bazı olaylar insanın içine yerleşiyor. Günler geçiyor ama tamamen çıkmıyor. Bu da öyle bir şey oldu işte.

Belki yıllar sonra bile o günü hatırlayacağım.

Ama sanırım bazı korkuların içinde gizli bir ders oluyor.

Ben o gün sevdiklerimi kaybetmekten ne kadar korktuğumu anladım.

Ve ilk kez uzun zamandır gerçekten yaşadığımı hissettim.

Bu içeriğimizin sonuna geldik. Ayanperde olarak “Gübre yutulursa ne olur” hakkındaki sorularınızı yorumlarda paylaşabilirsiniz.

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

şişli escort ,
https://yurek.com.tr https://buru.com.tr https://bocu.com.tr Sitemap
ilbet canlı maç izle