İçeriğe geç

Niktofobi korkusu nedir ?

Niktofobi Korkusu Nedir? Karanlıkta Geceyi Düşünmeden Uyuyabilen Var mı?

Böyle bir başlıkla karşınıza çıkmak, “Ne alaka?” dedirtebilir, ama söz veriyorum, işin içinde karanlık, fobi, biraz da kahkaha var. Çünkü, Niktofobi korkusu nedir sorusu, aslında korkulacak çok şey olduğunun, ama bazen korkulacak şeylerin bir espri konusu olabileceğinin bir göstergesi. Şimdi gelin, bu “karanlık korkusu” meselesini biraz mizahi bir şekilde inceleyelim.

Karanlık, Kötü Kız mı, Yoksa Bizim İçsel Dünyamız mı?

Niktofobi, aslında karanlıktan korkma durumudur. Evet, bu biraz çocukluk travmalarına benziyor. Yani her gece yatağınızda ışıkları açık bırakma isteğiniz var mı? Veya o bir “kedi” sesi duyduğunuzda, bir parantez açıp “Kedinin gitmediği” durumu… Neyse, ben de şüpheleniyorum bazen, o yüzden sadece bir parantez açtım. Gerçekten, karanlıkta kaldığınızda, ilk başta ne düşünüyorsunuz?

Beni düşünün, İzmir’de tek başıma kaldığımda gece karanlığında, geceyi düşünen bir ben varım. Şimdi o kadar abartmıyorum tabii ama anlık bir korku durumu geliyor bazen. Özellikle gece yalnız kaldığımda, 3. kattaki evimin kapısını her kapattığımda bir an tedirgin oluyorum: “Acaba buraya girerler mi?” Karanlık fobiye dönüşmese de, bu tarz anksiyeteler yaratan bir his. “Ya biri girerse?” diye bir düşünce başlıyor. Aslında niktofobi (karanlık korkusu) fobisinin temelinde de o var: Bir şeyin gelmesini beklemek. Fakat çoğumuz, o “bir şey”in ne olduğunu bile tam olarak bilmiyoruz.

“Birisi Karanlıkta Ne Yapacak ki?” Gibi Düşünenlere Kısa Cevap: Her Şey!

Niktofobi korkusu nedir diye soranlara, genelde şunu diyorum: “Karanlıkta ne yaparsın, film izlersin, yatarsın.” Ama bir de bu korkuyu yaşayan birini düşünün: Gece saat 2:30’da tüm odaları kontrol etmek. Gerçekten, odada kimse yok ama bir şeyleri izlediğinizde o kadar safça bir şekilde “güvenli” hissettiğiniz o karanlık var ya, işte o karanlık, bir anda sizi orada yalnız bırakmıyor.

Şimdi diyelim ki; karanlık gece, televizyon açık ama sesini kapalı. Herkes uyuyor, ama siz hâlâ bir şeyler hissediyorsunuz. Gölgeler, duvarda şekiller oluşturuyor, halının üzerindeki kumaşın bile bir anlamı var. Yani 2. kattaki bir evde, aslında kimse yok, ama karanlık, bir anda size “Ben buradayım, yakında arkanı dönmeyecek bir şey hissedeceksin.” diyor. Ya da işte o sinir bozucu “gölge” efekti. Ya da en kötüsü, uyandığınızda aynadaki yansımanıza bakarken bir anlık, gerçekten uzun bir anlık “korku” hissi! Bence Niktofobi korkusunu anlamayanların, bu karanlıkta, sıradan bir şekilde uyuyabilenlerin biraz “eski” ruhlar olduklarını kabul etmemiz gerek.

Karanlıkta Ev Arkadaşım: Birbirini Yalnız Bırakan Mumlar

Bunu çok iyi hatırlıyorum: Bir gece, evde yalnızım ve bir arkadaşım “Fazla mı korkuyorsun, geceyi birlikte geçirelim” demişti. Tabii, “Korkmuyorum, yanlış anladın” diyerek durumu geçiştirmiştim. Ama işin gerçeği şu ki, evin karanlık köşelerinde bir şeyler olduğunu düşündükçe kalbim hızlı atmaya başlamıştı.

Bir arkadaşımın evde “ağlayan bebek” videosunu izleyip sonrasında karanlıkta “Haa, şunu bir daha izlemem.” demesi de aslında niktofobiye olan ilgimi artırmıştı. Her ne kadar korkmasam da, karanlıkta yalnızken kendimi kaybolmuş gibi hissediyorum. Ev arkadaşım mum yakarak odayı “aydınlattı” ama sonra mum yanmaya devam ederken iç sesim devreye girdi: “Kendine gelir misin? Bu, ‘mumla rahatlama’ diyemezsin.”

Yani karanlık, korkunun “güncel” hali. Hepimizin içinde, muhtemelen tam bir Niktofobi korkusu yok ama karanlık, bazen bilerek ya da bilmeyerek ruhumuza sızıyor.

Karanlıkta Korkan Biz mi, Yoksa Gerçekten Bir Şey mi Var?

İzmir’de gece saatlerinde yürürken, karanlık her zaman farklı bir hava yaratıyor. Özellikle ıssız yerlerde yürürken, “Bu saatte ben burada ne yapıyorum?” düşüncesi birden kafamı sarıyor. Tam o anda arkamdan bir tıkırtı duyduğumda, bir an şüpheyle gözlerimi çevirebilirim. Tabii, kendimi sakinleştiriyorum ama o birkaç saniye içindeki “Aha! Karanlıkta bir şey var!” duygusu, niktofobiye olan ilişkimi gösteriyor.

Bazen, sinemalarda ya da korku filmlerinde karanlık ortamlar yaratıldığı zaman, izlediğimiz sahnelerde o kadar derin bir kaygı hissi yaratılır ki, o hissin gerçek hayata geçmesini istemeyiz. Çünkü karanlık aslında bizim beynimizde “yokluğu” ifade eder ve “yokluk” genelde tedirgin eder.

Niktofobi Korkusunun Çözümü: Karanlıkta Aslında Ne Var?

Niktofobi korkusunu aşmak için gerçekten doğru çözüm, karanlıkta ne olduğunu görmekle başlar. Çünkü çoğumuzun beyinleri, karanlıkta şeyleri farklı bir şekilde “görür”. Karanlık, gerçekte gördüğümüz şeylere dair daha fazla soru işareti yaratır. Fakat karanlık, her zaman korkulacak bir şey değil. Belki de korktuğumuz şey, o karanlıkta kaybolmak yerine, karanlığın bize bir şeyler öğretmesi.

Bunu kabul etmek zor olabilir, ama belki de geceyi düşünmeden uyumanın sırrı, o karanlıkta hiçbir şeyin olmadığını kabullenmektir. Çünkü karanlık bazen, aslında “bir şeyin olmaması”dır. Bizim algılarımız, bu boşluğu doldurur ve işte o noktada korku devreye girer.

Sonuç: Karanlık Sadece Bizim Algımızda Var

Sonuç olarak, Niktofobi korkusu nedir sorusunu araştırırken, karanlığın aslında herkesin içindeki “belirsizlik” duygusuyla bağlantılı olduğunu fark ediyorum. Ve evet, bazen karanlıkla dalga geçiyorum. “Hadi gel, biraz daha korkalım.” diye şaka yapıyorum, ama içten içe o belirsizliği de hissediyorum. Karanlık, fobi değil; aslında bizde oluşan bir algıdır.

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

şişli escort ,
Sitemap
ilbet canlı maç izle