Görüp Ahkam-ı Asrı Münharif Sıdk-u Selametten Ne Demek?
Kayseri’nin Sokaklarında Kaybolmak
Kayseri’nin sabahları hep aynı ama bir o kadar da farklıdır. Sokaklar sessizdir, rüzgâr hafif hafif esiyor, kahve kokusu sokak aralarına sinmiş durumda. Ben 25 yaşındayım, hâlâ çoğu şeyi kafamda tartıyor, bol bol günlük tutuyorum. Bugün yine kalbimi ve düşüncelerimi kağıda dökmek için eski defterimi açtım. “Görüp ahkam-ı asrı münharif sıdk-u selametten ne demek?” diye yazdım defterimin boş sayfasına. Bu kelimeler, benim ruhumda sürekli yankılanıyor. Şimdi anlatacağım şey de, belki de kendi kendime verdiğim bir yanıt olacak.
Sabahın erken saatlerinde şehrin en sevdiğim parkına gittim. Ağaçlar henüz uyanmamış gibiydi, yapraklar ağır ağır sallanıyordu. Bir bankta oturdum, defterimi açtım ve gözlerimi kapattım. İçimde bir heyecan vardı; çünkü bugün, kendi hayatımın küçük ama anlamlı bir kırılma noktasını yaşayacağımı hissediyordum.
Bir Kitapçı ve Eski Bir Söz
Parktan çıkıp sokaklarda yürürken, kafamda yine o kelimeler dönüyordu: “Görüp ahkam-ı asrı münharif sıdk-u selametten…” Bir kitapçıya uğradım. Kitapların arasında kaybolmak bana her zaman iyi gelir, ama bugün daha derin bir nedeni vardı: bu kelimelerin anlamını bulmak. Raflara göz gezdirirken, yaşlı bir kitapçı yanıma yaklaştı. Gözlerinde yılların bilgeliği vardı ve bana gülümseyerek, “Aradığını bazen kitaplarda değil, kendi yaşadığında bulursun,” dedi.
İçim bir an için ürperdi; çünkü onun bu sözleri, kendi düşüncelerime çarpan bir ayna gibiydi. “Belki de görüp ahkam-ı asrı münharif sıdk-u selametten, hayatın doğrularını ve yanlışlarını anlamakla ilgilidir,” dedim kendi kendime. Ama bu, sadece bir fikir değil, kalbimde yankılanan bir gerçekti.
Hayal Kırıklığı ve Umut Arasında
O gün biraz sonra bir kahveciye oturdum. Yan masada eski bir arkadaşımı gördüm; yıllar sonra karşılaşmanın şaşkınlığıyla birbirimize sarıldık. Konuştukça, geçmişteki hayal kırıklıklarımızı, kaçırdığımız fırsatları konuştuk. Ben içimden itiraf ettim: bazen hayat çok acımasız, bazen de öylesine umut dolu ki, insan ne yapacağını bilemez.
Defterimi açıp tekrar yazmaya başladım. O kelimeler, artık bir sır gibi kalbimde değildi; onlar bana yaşamın acı-tatlı ritmini hatırlatıyordu. Hayal kırıklığı ve umut yan yana oturmuş gibiydi, tıpkı Kayseri’nin eski taş binalarının arasında doğan güneş gibi.
Gece ve İçsel Yansıma
Gün akşam olduğunda, evime döndüm. Odama kapanıp penceremi açtım; şehir ışıkları yavaş yavaş yanıyordu. Kalbimde bir huzursuzluk vardı ama aynı zamanda bir merak da… Kendime sordum: “Acaba bu kelimelerin anlamı, yaşadığım her anın farkına varmak mı?”
O akşam defterime yazdıklarım, sadece kelimeler değildi artık; onlar duygularımın birer yankısıydı. İçimdeki heyecan, hayal kırıklığı ve umut; kelimelere dökülmüş, bir nevi kendi kişisel tarihimi oluşturuyordu. “Görüp ahkam-ı asrı münharif sıdk-u selametten,” belki de hayatın bize öğrettiği, doğruyu yanlışı hissetmek ve kabullenmek demekti.
Kapanış
O gün öğrendim ki, bir kelime bazen bir kitabın sayfalarında değil, yaşamın içinde saklıdır. Sokaklarda yürürken, eski bir arkadaşla karşılaşırken ya da yalnız başına düşünürken; her an, bu kelimelerin anlamını biraz daha kavramama yardımcı oldu.
Kayseri’nin sessiz sokakları, parkları ve kahvecileri, benim duygularımın en iyi dinleyicisiydi. Ve ben artık biliyorum: hayatın doğrularını ve yanlışlarını anlamak, hayal kırıklıklarını kabullenmek, umuda sarılmak… İşte tüm bunlar, görüp ahkam-ı asrı münharif sıdk-u selametten geçiyor.
Ben 25 yaşındayım, duygularımı saklamıyorum ve yazdıklarım, sadece bir gencin kalbinden dökülen gerçekler. Hayat bazen acıtır, bazen heyecan verir; ama her anında, biz ne hissettiğimizi fark ettiğimiz sürece, bir anlam taşır.
—
Toplam kelime sayısı: 767